ŞEHİR YAŞAMI NE KADAR GÜVENLİ

Dün ikindi sonrasında bölgemiz ve şehrimizde ani bir kum fırtınası çıktı. Hava birden karardı, rüzgar, fırtına derken her şey havada uçuşmaya başladı.
Yakın zamanda da çıkan fırtınada yol kaldırımları üzerindeki birçok çam ağacı devrilmiş ve maddi hasarlar oluşmuştu.
Bu sefer de millet bundan endişelenip, hemen araçlarını güvenli yerlere çekti.
Beş-altı yıl önce de çıkan böyle bir fırtınada güneş enerji panelleri yollara savrulmuştu.
Maalesef bizler, ölümlü olaylar olmadan tedbirler almayı ihmal eden bir yapıdayız.
Yaşadığımız bu modern çağda hala böyle manzaralarla karşılaşıyorsak, karar alma ve icra noktasında eksikliklerimiz var demektir.
Bugün evlerimizin tepesinde her an uçmaya, devrilmeye, düşmeye hazır, bomba gibi güvensiz bir şekilde duran güneş enerjisi panelleri, sıcak ve soğuk su depoları var.
Gerçekten her anlamda ekonomimize katkısı inkar edilemeyecek bu güneş enerji sistemlerinin güvenlikleri konusunda bir çalışma yapılmış mıdır?
Bir zamanlar sanayi sitesindeki dükkanların ön bahçesi üzerini örtenlere kallavi cezalar yazan belediyemiz, güneş enerji sistemlerinin konum güvenliği konularında neden bir şeyler yapmaz.
Asfalt yolun ortasına bir orta refüj dolgusu yapıp, üzerine de taşıma bir ağaç dikerken, bu ağacın ileride çıkacak bir fırtınada devrilerek insanlara zarar verebileceği neden hesap edilemez.
Daha geçen haftalarda ilçemizde yaşadığımız bir felakette sel baskını oldu.
Dağdan kopup gelen bir sel kontrol altına alınamayarak neredeyse büyük felaketlere sebep olacaktı.
Allah korudu ve can kaybı falan olmadı. Bu sel de yarım saatte oldu ve geçti.
Bu selin oluştuğu alan bildik bir alan ve zaman zaman böyle taşkınlarla karşılaşılan bir yer. Bu sel suyunun akacağı dere var.
Şehrin ortasından geçen bu dereyi sözde ıslah ettik.
Nasıl anlatayım.
Genişliğini daralttık, derinliğini azalttık ve beton kapladık. Kenar setlerine kepçeyle taş attık ve aralarına harç bulaştırdık. (harcı da kepçeyle serpiştirdik) Dış kısmını da makyajladık.
Dışardan bakan kale duvarı sanır. Ama, taşların arasını açan ancak bu gevşekliği görür.
Bu derenin asıl yatağı 150-200 metre aşağıdaki bir yer. Eskiden tabii bir dere iken bunun yönü yukarıya çekilip, set yapılmış. Her yağmur yağdığında çekilen dere ayrı akıyor, sonradan cadde yapılan asıl dere yatağı ayrı çalışıyor.
Bir yöneticimiz de bu caddeden akan suyun önündeki bulvara refüj yapıyorum diye adeta set yaptı. (Recepbey İlkokulu'nun batı caddesi). Her şiddetli yağışta bu alan göl gibi su ile dolar.
Gelelim yukarıya çekilen dereye.
Dereköy Çayı'ndan bahsediyorum. (Mastavra Çayı da 4 km doğusunda akan Mergen Çayı'na çevrilmiş eskilerde)
Koca dağın suyunun aktığı bu dere yılın çok ayında kupkuru. Kışın da öyle çok falan akmaz.
Ama bir sel olduğunda tek tahliye yeri burası. Bu dere taşarsa o bölgedeki konutların vay haline. Felaket olur.
Peki, bu ıslah çalışmasında daraltıldıktan sonra kısmen de olsa neden yükseltilmiştir burası. Derinleştirilirse maliyet artacak diye mi?
Bence yapılması gereken, bu derenin en az 5 metre daha derinleştirilmesi, caddelerin yağmur sularının buraya akıtılmasıdır.
Yağmur yağınca mazgallar ya tıkanıyor, ya da taşıyor. Sonra da şehrin yukarısından aşağısına kadar caddelerin çoğu dereler haline geliyor.
Hele hele bu şehrin haftalık pazarının kurulduğu perşembe günü olursa.
Köyden kentten gelen esnafın çilesi içler acısı.
Bölgenin en güzel açık pazar yerini boşaltıp, üç beş manifaturacı esnafı ile devasa otopark yapmak şeklen güzel görünse de sebze ve meyvelerin sokak kaldırımlarında satılır hale gelmesine sebep olmak bence çok yanlış olmuştur. İşte böyle yağışlı günlerde, kaldırımlar ve yollarda sebze meyve satanların ürünlerinin nasıl sel sularıyla sürüklendiğini defalarca gören biriyim.
Bugünden sonra katlı otoparkı yıkamazsınız.
Ama şehrin göbeğinde kalan ve trafiği sık sık tıkayan, hatta dayanım ömrünü de büyük ölçüde tamamlayan stadyumun şehir dışına çıkartılarak, yerine açık sebze pazarı ve sosyal etkinlik alanı yapılmasının çok doğru olacağına inanıyorum.
Haftada bir gün sebze pazarı, diğer günlerde sosyal etkinlik alanı.
Neden olmasın.
Her düzenleme büyük felaketlerden sonraya bırakılmamalı.
O stadyumun beş metrelik briket duvarı bir ara yıkılmıştı da ölen ölmadığı için defter kapatılmıştı.
Peki Nazilli Lisesi'nin iki metrelik briket duvarı yıkılınca altında kalan Atatürk İlkokulu öğrencisini unuttuk mu?
Belediye fen ve imar işlleri şehrin genel durumunu bir de bu açıdan taramalı diye düşünüyorum.
Allah insanımıza felaketlerle karşılaştırmasın.
Tabii ki yöneticilerimiz de felaket gelmeden tedbirler alma feraset ve basiretine sahip olsunlar inşallah.

Ahmet Karakaşlı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi