TEŞKİLATÇILIKTA DOSTA GÜVEN, DÜŞMANA KORKU VERMEK

Teşkilatlar, insanlarla olur.
İnsanda ise en önemli unsur, karakterdir.
Tarih boyunca önemli olaylara öncülük eden liderlerin en büyük sorunu insan karakteri olmuştur.
Elbet ki bilgi, beceri, misyon, vizyon önemli de, en önemli olanı insanı çözmek ve aynı yolda yürüyebilmektir.
İnsanoğlunun çoğu, keser gibi hep kendine yontar.
Hayvanlar doymak için çalışır çabalarlarken, insanlar yedi ceddini doyurabilmenin hırsı içinde hareket ederler.
Bu hırs onları yer bitirir.
Sadece onları değil, çağını ve çağdaşlarını da yaralar, törpüler, yıpratır.
Bu hırs küpü insanlar için en önemli şey, menfaat güveni, zarar korkusudur.
Eğer, menfaatinin olduğuna olan güveni tamsa, yanındadır, yoksa yanında durmaz.
Eğer, senden zarar geleceğinden korkuyorsa da senin zararından kurtulabilmek için yanındaymış gibi durur.
Senin zarar vermeyeceğinden emin olursa, hemen yeni menfaat limanlarına yelken açar.
Teşkilatçı adam (lider), yanındakilere "onları koruyup kollayacağına, yeni menfaat alanları açacağına" güven verirse, etrafı insandan geçilmez.
Sonrasında da yanından ayrılacak ya da karşısında duracak olanlara zarar verebileceği kanaati oluşursa kimse yanından ayrılmaz ya da karşısında durmaz.
Siyasal anlamda düşünecek olursak;
Rahmetli Özal parti kurarken bir kısım liberal siyasetçi Demirel'in tehdidi ile Özal'ın yanında yer almadı.
Demirel 80 öncesi yanında olanları tekrar siyasal güç odağı olacaklarına ve ülke yönetiminde etkili olacaklarına inandırmıştı. "Eğer şimdi Özal'ın yanına giderseniz, benim de karşımda yer almış olursunuz" dedi.
Bu tavır Özal'ın çok işine yaradı.
İktidar nimetlerini kendilerinin hakkı gören bir kısım iktidar sülüğü "nasıl olsa iktidar olamayacak" diye onun yanında durmamıştı.
Özal da mecburen kendine güvenen saf Anadolu insanlarından teşkilatlar oluşturdu. Öyle ki, bir ilde eksik gösterdiği milletvekilliğini kazanmış, boşa gitmişti.
Özal bu ilk döneminde rahat bir çalışma yapabildi.
İkinci döneminde ise onun da etrafında iktidar sülükleri doluşmaya başladı. Bu sülükler hizmetin halka değil, ranta yapılmasına sebep oldular.
Bu akıbet her iktidarın başına gelen bir durumdur.
Refah'ın yükseliş döneminde rahmetli Erbakan'ın etrafına doluşanlar, Erbakan'ın son dönemlerinde bir başka limana çoktan demir atmışlardı.
Bugün 18 yıldır iktidarda olan AK Parti'nin sözde fanatiği gibi davrananların, yarınlarda farklı bir iktidar oluşunca neler yapacağını herkes tahmin eder.
26 Mayıs'ta "uğruna ölürüm" diyenler, 28 Mayıs'ta ortalıktan kayboluvermediler mi Menderes'in?
15 Temmuz'da Erdoğan öldürülmüş ve iktidar devrilmiş olsaydı, bugün Erdoğan fanatiği görünen bürokrat veya siyasilerin kaçı Erdoğan'ın davasını sürdürecekti?
Her şey güven ve korku üzerine bina edilmiş insanlar arasında.
İşte böyle olunca insan, insanlığından utanıyor.
Hak yerine menfaatin konulduğu, adalet yerine korkunun hakim olduğu bir dünyada yaşamak gerçekten üzücü.

Ahmet Karakaşlı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi