TÜRKİYE'DE DİN EĞİTİMİ VE ÖZGÜRLÜKLER

Osmanlı eğitim sistemi son yüzyılda giderek köhneleşti ve çağın ihtiyaçlarına cevap veremez hale geldi.
Lozan'la dönemi son bulan Osmanlı'nın yerini Türkiye Cumhuriyeti yer aldı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu elbet çok sıkıntılı oldu. Dünyanın süper devletleri ve sömürgecileri Türk milletinin tepesine üşüşmüş ve yok etmek istiyorlardı. Bu cendereden büyük tavizler vererek çıkılabildi.
Yeni cumhuriyet döneminde devlet, dini kurumlar ve dini eğitim konusunda mesafeliydi. 194O'lı yıllarda ezanın Türkçe okunması, camilere yeterince din görevlisinin verilmemesi gibi durumlar hala hafızalardan silinememiştir.
1950'lerin özgürlük ve demokrasi havası içinde dini yaşam ve kurumlar konusunda yumuşamalar, kolaylıklar oluştu.
1960'larda kuran kursu ve imam hatip okulları sevdası tutuştu millette.
Ancak, devlet bu konuda yatırım yapmaktan uzaktı.
Böyle bir durumda halk elini cebine attı, çoluk çocuğunun rızkından kesip, İslami eğitim yapılacak kurumlar, tesisler yapılması için kolları sıvadı.
1970'lerde ülkenin birçok yerinde imam hatip okulları ve kuran kursları yapılmıştı.
Rahmetli Erbakan'ın imam hatip okulu mezunlarının üniversiteye gidebilmesini sağlayıcı düzenlemesiyle artık muhafazakar kesimin de eğitiminin önündeki engeller aşılmış oldu.
Artık isteyen çocuğunu hem dini bilgiler verilen, hem de akademik eğitim yapılabilen okullara yolluyordu.

1985'lerde, Vehbi Dinçerlerin bakan olduğu dönemde, imam hatip okullarının mülklerinin devlete devri konusunda ciddi baskılar yapıldı. Çok okulun mülküne devlet, bir şekilde el koydu. Şantaj, "okula devlet yatırımının yapılabilmesi için okul mülkünün devlete bağışlanması gerektiğiydi" Vehbi Dinçerler muhafazakar yapılı ve samimi bir insan olmasına rağmen, bu tuzak projeyi onun eliyle uyguladılar.

28 Şubat sürecinde imam hatiplere yapılan sokak baskısı üzerine birçok imam hatip okulu öğrencisiz kaldı. Öğrencisiz kalan okulların mülkü devlette olduğu için başka tesislere dönüştürüldü.
2002'den sonraki Erdoğan iktidarı döneminde imam hatiplere yeniden ilgi oluştu ve öğrenci sayısı oldukça arttı.
Yeri yetmeyen imam hatipler, önceden ellerinden alınan yerleri geri istediklerinde karşılarında bir devlet duvarı vardı: OLMAZ.
4+4+4 sistemine geçilirken, mevcut 8 yıllık devlet okullarının 4 yıl ilkokul, 4 yıl da ortaokul olarak ikiye ayrılması, ortaokula dönüşen okullardan YETERİ KADARININ DA İMAM HATİP ORTAOKULU YAPILMASI emredilirken, ülkenin büyük ekseriyetinde hiçbir ortaokul imam hatip ortaokuluna dönüştürülmedi.
Benim yaşadığım şehirde FETÖ kolejinden ayrılıp gelen öğrencilere, imam hatip okulunun yıllardır depo olarak kullandığı bodrum odaları sınıf olarak gösterildi. Bunun üzerine 150-160 kişi olan ilk mevcut bir anda yetmişlere düştü. Kimsenin içi sızlamadı.

Nazillide imam hatip derneğinin arsası üzerinde yine derneğin yaptırdığı bir binada 43 yıl eğitim verdikten sonra 15 Temmuz 2016'dan bir ay sonra birden okul boşaltıldı. FETÖ'nün kapatılan okul binasına taşındı. FETÖ'nün okul binası böylece koruma altına alınırken, 43 yıl eğitim verilen okul binası korumasız bırakıldı ve iki kez yangın atlatmasına sebep olundu.
Boşaltmanın sebebini o zaman kimse anlayamamıştı.
Bunun sebebi bugün anlaşılıyor.
FETÖ okullarının yanındaki vakıf arazilerine FETÖ okulları için özel okul alanları planlaması yapılmıştı. FETÖ dönemi görüntüde bitti ama bunların derin yapıdaki kadroları hala faaliyette.
Şimdi, boşalttıkları imam hatip okulu alanı içinden "özel okul" alanı çıkartma sevdasındalar.
Asıl sevda sadece bu değil.
Asıl amaç, İMAM HATİP OKULLARI İÇİN AYRILMIŞ ALANIN KALMAMASI.
Yani, tek dertleri İMAM HATİPLERİN ELİNİ KOLUNU BUDAMAK VE KÖKÜNÜ KURUTMAK.
Bunu kuru bir iddia olarak görmeyin.
İmam hatipler üzerinde oynanan oyunların dününü ve bugününü çok iyi gözlemleyen biriyim.
Yıllardır, sorun çıkaran öğretmenlerin çoğunu imam hatibe yollama, etkili hizmet edecek olanları da imam hatipten uzak tutma politikasının nasıl uygulandığını çok iyi biliyoruz.
28 Şubat sürecinde işini gücünü bırakıp da her gün sabah imam hatip önüne gelen şube müdürlerini de biliyoruz.
Devletin imam hatiplere önem verdiğini görünce de okullardaki eğitim etkinliğini artırmak yerine okullarda kaos çıkartıcı yapılanmalar ile halkı rahatsız edecek boyutta uygulamalara yönelinmesinin sonuçlarını elbet analiz edebiliyoruz.
Basit bir mücadele tekniği vardır.
Seli önlemek için tedbirler alır, bentler yaparsınız.
Seli önleyemeyeceğinizi anladığınızda onu boş araziye tahliye edebilmenin yolunu ararsınız.
İstemediğiniz bir akımı katı kurallar koyarak engellersiniz.
Her şeye rağmen bu akımın güçlendiğini görürseniz onu tahrik eder, aşırılıklara yönelmelerini sağlar ve halkın onu dışlamasını sağlarsınız.
Bugün yaşanan ve yaşatılan bu iki stratejiye uymaktadır.

Ahmet Karakaşlı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi