DEMOGRAFİK YAPI DEĞİŞİMLERİ İÇ BARIŞI TEHDİT EDER

Bir ülkedeki demografik yapı iç barış için önemli bir unsurdur.
Artık arı ırk diye, ulus devlet diye kavramlar havada kaldı. Her ülke farklı etnik unsurları içinde barındırıyor. Bunlardan arınmak da hiç mümkün değil, şart da değil. Önemli olan bu farklı yapılar içinde adil bir düzen ve ahenk oluşturabilmektir.
Tabii ki, ülkenin gelişmesini istemeyen düşman unsurlar da farklılıkları düşmanlığa çevirip iç çatışmalar, kavgalar oluşturmak için boş durmayacaklardır.
Bizim yaşadığımız coğrafya dünya kuruldu kurulalı oluşan birçok büyük medeniyetlere beşiklik etmiş coğrafyadır.
Bunun sonucu olarak da bu topraklarda yüzlerce farklı etnik grubun yaşamış ve yaşamakta olduğunu tahmin etmek zor değil.
Bugün dünyayı elinde bulunduran sömürgeci emperyalist yapı, Anadolu'da yeniden büyük bir medeniyetin kurulup, güçlü bir devletin oluşmasını asla istemez.
Türkiye'de güçlü bir devletin kurulmasını önlemenin tek yolu, ülke insanlarını birbirine kırdırmaktır.
İşte ABD önderliğindeki emperyalist yapı bugün tam da bunu yapıyor, yapmaya çalışıyor.
Ülke insanları nasıl birbirine düşürülür?
Farklılıkları kaşıyarak, kin ve nefreti körüklemek en kolay bir fitne yoludur.
Sen şu inançtasın, öteki bu inançta. Sizin bu inançlar arasında yüzyıllardır şöyle şöyle düşmanlıklar vardı. Siz de bunu devam ettirmelisiniz.
Sen şu etnik yapıdasın, onlar bu etnik yapıda. Bunlar yüzyıllarca sizin etnik yapınıza şöyle şöyle kötülükler yapmıştı, gelin siz de bunun intikamını bugün alın bakalım.
Böylesi örnekleri çoğaltmak mümkün. Kültürel, ideolojik, ekonomik, sosyal, etnik, dini farklılıkları kaşıyıp, yeni düşmanlıklar oluşturmak ve çatışmalar çıkartarak kaynakları heder ettirmek.
Batı emperyalizminin bizim coğrafyada 300 yıldır başarıyla uyguladığı en temel strateji bu.
NE YAPMALIYIZ?
Tabii ki bu oyunları bilip, bu tuzaklara basmamalıyız.
Ama onların kullandığı bu argümanları boşa çıkaracak, etkisizleştirecek tedbirleri de almak zorundayız.
Prensip olarak "Farklılıklarımız bizim zenginliğimizdir, asla birbirimizi yok etmek derdine düşmeyeceğiz" diyeceğiz.
Ancak, farklılıklarımızı da en aza indirmek için de makul, gönüllü çalışmalar yapacağız.
Bu her alanda aynı uygulamayı gerektirmeyebilir.
Mesela, bir ırkı yok edip, tek ırka dönüşmek mümkün değildir.
Ancak düşünsel manada bazı sorunları çözüp, azaltmak mümkün olabilir. Söz gelimi, bin 4 yıl önce yapılan bir zulmü daha dün yapılmış gibi ısıtıp, bunu yapanların falancalar olduğu yanlışından hareketle yeni düşmanlıklar ve çatışmalar üretmek yerine, o günkü zulmü tespit edip, yapanları lanetleyip, şimdi hep birlikte uyumlu bir şekilde yaşamaya çalışmak daha güzel olmaz mı?
Bunun adına uzlaşma ve hoşgörü kültürü diyoruz.

TÜRKİYEDE KÖKLEŞTİRİLMİŞ TEHDİTLER VAR

Türkiye'de Kürtler üzerinden bir ayrılıkçılık adı altında kökleştirilmiş bir fitne tehdidi var.
Buna, mezhepsel ayrılıkçılık üzerine oturtulmuş ikinci bir fitne tehditi takip ediyor.
Her ikisinin de arkasında kışkırtıcı örgütleyici, destekleyici Batı emperyalizmi var.
Biz bu iki tehdidi bertaraf etmedikçe asla rahat edemeyeceğiz.
Bu tehdidi yok etmenin iki yolu var.
Biri sanayi ve teknolojide çok gelişip, tplumsal refah seviyemizi en üste çıkarmak. Bunu yaptığımızda insanlar birbiriyle çatışma yerine rahat ve huzurlu bir yaşamı tercih edeceklerdir.
İkinci yol ise, insanları kendi alanlarında istediklerince özgürleştirip, diğer kesimlerle barışçıl, uzlaşmacı, hoşgörülü, işbirlikçi bir anlayışa sahip kılacak projelerin uygulanmasıdır.
Bu iki tedbiri de almaya çalışmak zorundayız.

KÜRTLERİN TOPRAKLARI NERESİ?

Her gün PKK'yı konuşuyoruz. PKK sözde, Kürt halkının hak ve özgürlüklerinin savaşını veriyor. Gerçekte ise Batı emperyalizminin bölgemizde tetikçiliğini, uşaklığını, fedailiğini, cellatlığını yapıyor. Kurmak istediği devlet de Kürtlerin özgürce yaşayabileceği bir devlet değil, ateist-komünist bir diktatoryal devlet. Taliban'ın, DAEŞ'in, IŞİD'in, Boko Haram'ın, Vehhabi Suud'un benzeri, daha beteri bir yapı yani.
Ama, Türkiye'de bir Kürt etnisitesi gerçeği var.
Peki, bir gün Çekoslovakya gibi, herkes kendi bölgesinde kendi yönetimini oluştursun noktasına gelinirse, nereler Kürtlerindir, nereler diğerlerinindir, belli mi?
Böyle bir ihtimal bile bizim dudaklarımızı uçuklatır da, Batı emperyalizmi bunun savaş planlarını bile çoktan yapmış olmalıdır.
Yugoslavya'da etnik ve dini yapılar arası savaş çıktığında yüzbinlerce insan öldü ve sonuçta yine halklar birbirinden ayrıştırılamadı, oluşan yeni yönetimler de karma oldu. Sistem işletilemez, ülke yönetilemez oldu. Bir zamanlar dünya ölçeğinde adından bahsettiren Yugoslavya şimdi sıradan küçük, zayıf bir devletler kümesine dönüştü.
Batı emperyalizminin Türkiye'yi götürmek istediği nokta budur.
Biz buna izin veremeyiz.
Türk devletinin varlığını huzur ve barış içinde sürdürmesinin yegane yolu, tarihi misyonunu unutmadan, bir ve beraber olarak kalkınmaktır.
Dünya tek millet, tek dil, tek din, tek devlet hedefine hızla yol alırken, Türkiye büyümeyi bırakıp, parçalanmak, bölünmek, küçülmek gibi bir kadere mahkum edilemez.
Küçülmek demek, daha fazla ezilmek, sömürülmek demektir.
Dünya liderliği hedefini unutmak demektir.

BASİT BİR TEDBİR

Zaman zaman dile getirdim. ayrıştırmak için değil, birliğin gerekliliğini anlatmak, inandırmak için düşündüm.
Üç temel tedbir öneriyorum.
1-Nüfus kütüklerini Lozan'dan başlatarak, ilçelere kilitlemek.
2-Yerleşim ve dolaşım hürriyetini sınırlandırmak.
3-Yerel yönetimleri ilçe bazında güçlendirmek.
Ayrıntılarını bu yazımda yazma imkanı yok.
Pozitif açıdan değerlendirenler bunun önemini anlayacaklardır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi