DİP DALGA MI GELİYOR?

Cennet mekan Sultan Abdulhamit Han batan bir imparatorluğu devraldı ve yeniden canlandırıp, hayata geçirdi.
Evet. Mithat Paşa ve Hüseyin Avni Paşa, padişahımız Sultan abdulaziz Han'ı devirip, şehit ettikten sonra padişahlığa getirecekleri kuklayı belirlemekte zorlandılar ve en sonunda 2. Abdulhamid!i getirdiler.
Padişah katleden, padişah eşini taciz eden gözü dönmüş silahlı cuntacılar elinde çaresiz olan genç padişah sadece resimde var, yetkide yoktu. Meşrutiyet ilan edilip, seçimler yapılınca işler hızla kötüye gitti. Meclis hristiyan azınlıkların eline geçti. Ordu komutanlarının çoğu cepheyi bırakıp, İstanbul'da milletvekilliği vb ikbal arayışlarına girdi. Devlet işine bakan kalmadı, herkes devletten ganimet kapma derdine girdi.
İşte böyle bir zamanı kollayan Rusya Balkanlardan ve Kafkaslardan Osmanlı topraklarına saldırdı ve ilerlemeye başladı.
Komutanları siyasi kavgalarda olan ordularımız çok direnemediler ve sonuçta Rus orduları batıda Yeşilköy'e kadar, doğuda Trabzon'a, Erzurum'a kadar geldiler. İstanbul'un düşmesi an meselesiydi.
İşte bu şartlarda ipleri eline alan padişahımız Sultan 2. Abdülhamid han, önce meşrutiyeti rafa kaldırdı, sonra dönemin diğer emperyalist devletlerini de işe katarak bir denge oluşumunu sağladı. Rusya büyük azizler alarak bir miktar geri çekildi ama Osmanlı tamamen yok olmaktan kurtuldu.
İşte Sultan Abdulhamid'in dönemi burada başlar.
Bazı kindarların saptırmalarına bakmayın.
Abdulhamid'in ipleri eline alması, Mithat Paşa'yı sürgüne göndermesiyle başlar.

2. ABDULHAMİD NE YAPTI?

Padişahımız Abdulhamid Han, 33 yıl görev yaptı.
Bu süre zarfında ülkenin imarına çalıştı.
Geçmişin yaralarını sardı.
Devleti kurumsallaştırdı.
Halen devam eden birçok temel kurum onun döneminde oluşturuldu.
Muhtarlıklar, üniversiteler, tıbbiyeler, veterinerlikler, bunlardan birkaçı.
Osmanlı adeta onun döneminde yeni bir kuruluş yaşadı.
Gerçek tarih yazıldığında söylenecek söz aynen budur.
"Osmanlı'nın yeniden kurulmasını sağlayan bir padişahtır" denilecektir.
Tıpkı, Türkiye Cumhuriyeti'nin yıkılan Osmanlı devletinin ardından kurulması gibi.
SONUÇTA NE OLDU?
İşin en dramatik tarafı da budur.
Abdulhamit Han'ın 30 yılda inşa ettiklerini bir çapulcu sürüsü 9 yılda yok etti. Dokuz yıl dediğime de bakmayın. 9. yılın sonunda her şey bitmişti.
Yani İttihat ve Terakki iktidarı aslında 30 yılda yapılanları 3 yılda tersine çevirmiş ve yıkılış, yok oluş sürecini başlatmıştı.
Cihan padişahı Sultan Abdülhamid ömrünün kalan kısmını Selanik'teki özel bir hapishanede geçirdi.
Gelen ekip, çok mu güçlüydü? Hayır.
Halk Abdulhamid'e çok mu öfkeliydi? Hayır.
Abdulhamid çok mu yanlış işler yapmıştı? Hayır.
Dönemin şartları mı devleti zora sokmuştu? Hayır.
Peki neden devlet bir anda yok oluverdi?
Bazı ağaçlar çok verimli olmasına rağmen bir anda kuruyuverirler. Meyveleri bile dalında sırıtır kalır ya.
Osmanlı böyle bir akıbete düçar oldu.
TARİH HATAYI AFFETMEZ.
Tarihte nice büyük devletler, bir yanlış adım sonucu yok olup gitmişlerdir.
Devletlerin yanlış yapma lüksü olamaz.
Devlet yöneticileri attıkları her adımı çok iyi düşünmeli, duygusal davranmamalı, maceracı olmamalı, hata yapmamalıdırlar.
Abdulhamid'i deviren o zayıf kadro, Osmanlı'yı bitirirken çok güçlü gibiydi.
Abdulhamit nerde hata yaptı da bu akıbet başımıza geldi.
Bence, Abdulhamit, halka inmeyi ihmal etti.
Halkla kaynaşmayı, kucaklaşmayı beceremedi.
Halkın nabzını gereğince tutamadı.
ve en önemlisi, kendi alternatifini kendi oluşturamadı.
Abdulhamit döneminin alternatifi olmadı.
Abdulhamid'in yapıcı bir muhalefeti olmadı.
Böyle olunca Batılı güçler bu boşluğu acımasızca doldurdular ve halkı devletine isyan ettirdiler.
DİP DALGA
Halk içinde oluşturulan dip dalga enerjisi haşmetli bir padişahı alaşağı etti ve beceriksiz bir yönetimi başa getirdi.
Mantıken hangi akıl bunu yapar diye çok düşünmeyin.
Halkın bu dip dalga enerjisinde mantık falan aranmaz.
Bu bir deprem gibidir, sel gibidir.
Oluştu mu, önüne kattıklarını alır götürür, yutar bitirir.
Rahmetli Adnan Menderes de bu konuda yeterince tedbir alamamış bir liderdir.
Rahmetli Erbakan'ın böyle bir şansı olmadı. (Güçlü bir yönetim oluşturarak ülkeyi bir süre yönetme imkanı olmadı)
Rahmetli Özal da kamuoyunda algı oluşturabilecek güce hiç erişemedi.
Türkiye 20 yıldır Erdoğan dönemini yaşıyor.
Resim bu olsa da aslında Erdoğan 2016'dan beri iktidarda.
Yani dört beş yıldır iktidar gibi.
İktidar olmak demek her şeyi elinde tutmak demek de değil.
Bugün Erdoğan tek adam deniliyor ya.
Gerçekte yönetim tek adamın elinde falan değil.
Yönetim, belli bir zümre ile uzlaşarak sürdürülüyor.
Bu uzlaşma olmasa, ülkeyi bir günde kaosa sokacak güçler var.
15 Temmuz darbecileri neden asılmadı diye çok söyledik.
Ama, darbecileri kışladan kaç günde teslim aldığımızı hiç konuşamadık.
O darbeciler yeniden sokağa çıkmaya kalksalardı, karşısında kim nasıl direnebilirdi, bilemiyoruz. Halkın silahlı kuvvetler karşısındaki direnci bir noktaya kadardır. Sonrasında neticeyi namlunun ucu belirler.
İşte Suriye'deki durum aynen budur.
Yani, diyorum ki, işler öyle tek adamla, keyfiyetle falan yürütülecek kadar basit değil.
İç ve dış dengeleri gözetmek mecburiyeti var.
Bu kadar işin içinde bir de seçim kazanmak var.
Seçimleri kazanmak için halkın nabzını çok iyi tutmak gerek.
Hem işleri iyi götürecek, dengeleri muhafaza edeceksiniz, hem de halkın desteğini alacaksınız.
En zor olan taraf bu.
Halk arasındaki konuşmalara bakılınca, derinden derine bir hoşnutsuzluk dalgası hissediliyor.
Bunda en büyük etken, tek düzelik.
Vatandaş, farklılıklar arıyor.
Sırf macera olsun diye bile bir farklılığa gidebilir.
Ülkenin geleceğini önemseyen siyasilerimiz bunu dikkate alıp, ülkemizin yeni bir kaosa sürüklenmesine izin vermemesini temenni ediyorum.
Bunu derken şahıslarla ilgili konuşmuyorum.
Bir ülke yönetiminde hem iktidarın, hem muhalefetin "devlet adamı" olma sorumluluğu vardır.
Devleti düşünmeyen adamdan siyasetçi de olmaz, devlet adamı da olmaz.
Bizdeki en büyük eksikliğin bu ADAMLIK meselesi olduğuna inanıyorum.
Adam, adam olsun da ister iktidar, ister muhalif olsun.
Hatta hem muhalefette, hem iktidarda adam gibi adamlar olsun.
Bak o zaman neler neler oluyor.
(Adamlıktan kastımız, devletini milletini insanını seven, önceleyen, düşünen ve kendini ona adamış insanlardır.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi