MTTB KADAR OLAMADINIZ

MTTB'nin açılımı Milli Türk Talebe Birliği.
Osmanlı'nın son dönemlerinde kurulmuş, 1960'lı yıllara kadar toplumsal dönüşümde önemli roller üstlenmiş yarı resmi bir birlik.
Bu, dernekten öte bir şey.
1960'lı yılların sonunda sol gruplar aşırı oluşumlara yönelince, sağ gruplar burada kalıyor ve birlik yönetimine geliyorlar.
1970 ile 1980 arasında çok önemli hizmetler yapıyor.
1980 ihtilalinden sonra tüm dernek ve partilerin arasına katılıp, kapatılıyor.
Bugün muhafazakar kesimden olup önemli noktalara gelenlerin çoğu MTTB tedrisinden geçmiş kişilerdir.
MTTB'nin üyelerinden aldığı gelirler yoktu.
Yani, bütçesi öyle ahım şahım değildi.
Öğrencilerin harçlıklarından artanlarla yaptığı harcamalar, kitap satışlarından elde edilen cüzi kazançlar, duyarlı vatandaşlarımızın yapılan organizelere yaptığı katkılar.
Bu helal imkanlarla neler neler yapıldı.
Konferanslar, ulusal düzeyde üniversite deneme sınavları, sinema-tiyatro çalışmaları ve gösterimleri, öğrencilere yurt, burs bulma organizeleri....
Ben Nazilli ve İzmir'deki yönetimlerde yer aldım, biliyorum.
Bugün 1 milyon üyesi olup da 25-30 milyon aylık geliri olan muhafazakar yapılı STK'lara bakıyorum da MTTB'nin toplumsal dönüşüme yaptığı hizmetlerin binde birini yapamıyor, yapmıyor.
Tüm enerjisini aylık gelirini yükseltmeye harcıyor.
Bunda da hiçbir ilke, hassasiyet, hakkaniyet aramıyor.
Ümmetin umutlarını tükettiniz.
İdealist insanları karamsarlığa ittiniz.
Sizden önceki despotlardan farkınız kalmadı.
İslami ve insani hassasiyetlerinizi kaybettiniz.
30 milyon gelirle neler neler yapılmaz ki.
Toplumsal dönüşüm için yaptığınız bir tek hizmeti söyleyin desek söyleyemezsiniz.
Siz ancak Antalya'da beş yıldızlı otelllerde, açık büfe kahvaltılı yemekli yerlerde toplantılar yaparsınız.
Battaniye alanlar var mıdır bilemem.
Ama oralarda battaniyecilerin olduğunu bilmeyen yok.
Çok arıyorum.
1980 öncesi hassasiyetleri, samimiyetleri, gayretleri, özverileri, çalışmaları, hizmetleri.
Bunları bizden olan bugünün etkin kişileri malesef öldürdü.
Kimse kimseyi suçlamasın.
Sadece kendine baksın.
"Ben bugün, dün, evvelsi gün Allah için ne yaptım" desin.
Koskocaman bir hiçi görsün.
Sonra da silkinip kendine gelsin.
Ölüm var.
Mahşer var.
Mizan var.
Sırat var.
Cennet var ve cehennem var.
İnanıyoruz değil mi.
O zaman bu halimiz ne?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi