12 EYLÜL 1980

Cumhuriyet’te çalışıyorum.
Olaylar devam ediyor, her gün ölüm haberi yazmaktan bunalıma girdik.
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya ABD’ye gitti…
İlgi çeken bir durum…
Neden gitti?
Kimse bir şey söyleyemiyor, sadece İlhan Selçuk, Oktay Kurtböke ve üst yönetimde bulunan yazı işleri müdürleri, köşe yazarları kendi aralarında bir şeyler konuşuyorlar…
………………………….
11 Eylül 1980
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya Türkiye’ye döndü.
Merakla bir açıklama bekleniyor; ama yapılmıyor…
Saat 20:00 sularında eve varıyorum.
Ertesi günü izleyeceğim haberleri gözden geçiriyorum.
Sabaha karşı telefonun zil sesiyle uyanıyorum ve hızla salona gidiyorum…
Arayan Milliyet Gazetesi’nde teknik serviste çalışan alt komşum Recep.
Recep’in evinde telefon olmadığı için eşiyle bağlantıyı bizim telefonla sağlıyordu.
-Hayrola Recep, bir şey mi oldu?
-Evet baba, ihtilal oldu. Eve gelemeyeceğim bir zahmet hanıma söyleyin olur mu?
…………………………….
İki dakika sonra Cumhuriyet’ten arıyorlar ve durumu bildiriyorlar.
Mutfak penceresinden sokağı izliyorum.
Alacakaranlıkta süngülü askerler dolaşıyorlar.
Şafak söktüğünde her şey daha net görünüyor….
İşine gitmek için Kanlıca İskelesi'ne gidenleri askerler bilgilendirerek evlerine dönmelerini söylüyorlar.
Babamın evi bize oldukça yakın…
Dışarı çıkıyorum, asker bana da durumu anlatıyor.
Gazeteci olduğumu ve durumu bildiğimi söylüyorum.
Babama bilgi vermek için gitmek istediğimi söylediğimde asker önce direniyor, sonra ‘’Çok yakın birlikte gidelim’’ teklifini kabul ediyor.
Ben babama haber vermeye gidiyorum; ama babam çoktan öğrenmiş bile.
Eve geri dönüyorum.
……………………..
Ve 12 Eylül 1980 her geçen gün kendini giderek artan bir baskıyla herkese yaşatarak hissettirmeye başlıyor.
Basına koyulan sansür nedeniyle yaşamımızı riske atarak araştırıp aydınlattığımız birçok kanlı eylem ne yazık ki sıkıyönetimce yayın yasağı getirilerek örtbas ediliyor.

Selimiye Kışlası’ndaki Sıkıyönetim Mahkemeleri’nde izlediğim tüm davalarda tek çözüm yolu ‘’Asalım, Keselim, Sallandıralım’’ düşünceleriyle dışa vuruyordu.
Sıkıyönetim mahkemelerinde heyette bulunan havacı ve denizci subayların insancıl tutum ve davranışları ilgimi çekiyordu; çünkü onların sanıkları değerlendirme yöntemleri önyargısız ve ‘’Onları dinlemeliyiz, anlamalıyız’’ şeklinde saygı duyduklarını belli eden bir dışavurumdu.
Özellikle devrimci kesim, 12 Eylül cuntasının faşizan baskısı altında inim inim inliyordu.
Acaba 12 Eylül önce Süleyman Demirel’in, "Bana ülkücüler adam öldürüyor. dedirtemezsiniz‘’ sözünün gerçek anlamı şimdi mi daha belirginleşiyordu?
Aylar sonra Cumhuriyet’e gelen kadın tutuklular, demir parmaklıklar arasında kaldıkları süre içinde cop ve benzeri aletlerle işkence gördüklerini, bu nedenle de kadınlık işlevlerini kaybettiklerini söylüyorlardı.
Cumhuriyet yazarlarından rahmetli Emil Galip Sandalcı, işkence sırasında arkadaşının cinsel organına sokulan copun daha sonra arkadaşının ağzına sokulduğunu anlatırken titriyor ve ağlıyordu.
Duyduklarımızdan ürktüğümüz için korkuyorduk.Yazdığım yazılar, haberler, çektiğim fotoğraflar nedeniyle beni de alacaklarını düşünmüyor değildim. Eşime ve 8-10 yaşlarındaki oğluma, anama, babama ve kardeşlerime belli etmemeye özen gösterirken, kardeşim Ergin’e gerçeği anlatarak hazırlıklı olmasını söylüyordum.

Bugün 12 Eylül 1980 hakkında ne okumuş olursanız olun; ama bilinki okuduklarınızın en az on katı bilmedikleriniz vardır.
Bunu gösterecek en acı örneklerden birisi 17 yaşındaki devrimci öğrenci Erdal Eren’in bizzat güler yüzlü pinoşe Kenan Evren tarafından yaşının büyütülerek asılmış olmasıdır.
Erdal Eren hepimizin yumruk kadar yüreğimizde sonsuza dek yaşayacak;
Güleryüzlü Pinoşe ise, Hitler, Mussolini, Franko gibi can çekişe çekişe geberdi gitti..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atilla Dağıstanlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi