İRRASYONELLİK

Toplumsal ve ekolojik sistem, sistemler bütününün birer parçalarıdır.
Toplumsal sistemler toplumlara göre, ekolojik sistem ise coğrafyalara göre farklılık arz eder. Sonuçta tüm bu sistemler, yaşadığımız gezegenin birer alt sistemleridir.
Ekolojik sistem, yaşamın gerektirdiği tüm ihtiyaçları karşılayan bir yapıdır. Toplumsal sistemler bu yapıya göre oluşmuş ve bu yapının üzerine kurulmuştur.
Kimi zaman ekolojik sistem insanlar tarafından zenginleştirilmiş, kimi zaman uygulamalar ve yaşam biçimi sisteme zarar vermiştir. Çevre kirliliği, ormanlara, yeşile, doğaya ve canlı türlerine verilen zararlar, aşırı tüketim israf ve kaynakların hızlı tükenişi gibi...
Varoluştan bugüne insan varlığının yüzbinlerce yıl süren yolculuğunda; yaşama kattığı değerlerin, bugünlerin mirası olduğunu unutmayalım.
Bu yolculuğun son yüzyılında ise, bu mirasın aşırı olarak kullanıldığını ve tüketildiğini hepimiz görmekteyiz.
Peki, bundan sonra insan varlığının ve yolculuğunun nasıl olacağını hiç düşündük mü?
Binlerce yılda oluşan tüm somut ve soyut değerlerin hızla tükendiğini ve yok olduğunu gördüğümüz halde, neden engel olmuyoruz/olamıyoruz?
Aslında bu soruların cevabını hepimiz biliyoruz. Ancak, tümden cevabı dillendirmedikçe bunun önüne geçmenin mümkün olamayacağı da aşikar.
Bugün bizlere biçilen tüketilmiş yaşam biçiminden vazgeçemiyoruz. Ve bu yaşamı devam ettirebilmek için kaynakları, kendimizi ve geleceğimizi hızla tüketiyoruz.
Yapay sistemlerle, her türlü canlının iyi yaşam hakkını kısıtlayan ve yasaklayan bir dayatmanın içindeyiz.
Birileri bizim için gelecek mi yazıyor?
Emeğimizle ve kaynaklarımızla zenginleşen ve güçlenen egemenlerin teknolojik gelişmelerle kurgulamak istediği yapay sistemler, yarının dünyası için kendilerine yeni bir yaşam ve gelecek kurma kaygı ve çalışmaları mıdır?
Kafamızda deli sorular...
Aslında düşünen ve araştıran her insan, tüm bunların farkında ve bilincindedir diye düşünüyorum.
Bu bilinç, tüketilmiş bir yaşamdan ziyade üreten bir yaşam biçimini tercih etmelidir. Üretmeyi düşünen ve üreten bir yaşam misyonu, çözümün başlangıcı olacaktır.
Son yıllarda ekolojik sisteme farkında veya farkında olmadan sayısız meydan okuma vardır.
Çevreyi kirletmek, su yollarına binalar yapmak, ağaç ve bitki türlerini yok ederek araziler açmak, betonlaştırmak, denizleri, gölleri, ırmakları kirletmek ve gaz salınımlarının artması gibi faktörlerle; sanayileşme, gelişme, kalkınma ve refahı sağlama adı altında hesapsız, plansız uygulamalar doğal dengeyi bozmaktadır.
Unutmayalım! Dünya üzerindeki yaşam tüm canlılara aittir. Yalnızca bugünü değil, yarını da düşünüp yaşam alanlarını, canlıları korumak ve kollamak, iyi yaşam haklarına saygı göstermek gerekmektedir.
Su yoluna bina yapılırsa; sel olur alır gider.
Fay hattına bina yapılırsa; deprem olur yıkar geçer.
Suyun yollarını kapatır, ormanları ve bitki örtüsüne zarar verilirse; su akmaz toprak kurur.
Zehir saçılırsa, toprak ölür.
Toprak öldüğünde; insan ölür, yaşam ölür.
İnsan ile doğa birbirini tamamlayan bir bütünün parçalarıdır.
Bu bütünü değiştirebilen taraf insandır, insan aklıdır, düşüncesidir. İyi yönetilirse bahar olur çiçek açar; İyi yönetilmezse sel olur, kasırga olur, tufan olur, zehir saçar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Serinkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi