HÜKÜMSÜZ KANUN

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre bir memurun herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunması yasaktır. Kanuna göre tarafsızlık ve devlete bağlılık adına devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar veya herhangi bir siyasi partinin veya kişinin, zümrenin yararına veya zararına davranışta bulunamazlar. Hukukçular, sosyal medya üzerinden yapılan siyasi içerikli paylaşımların da kanunun yasakladığı tutumlar olarak değerlendirilebileğini belirtiyor.

Türkiye'de hukukun, iktidar sahiplerinin oyuncağı ve hatta silahı olmasına alışığız. İktidarı ele geçirenler genellikle ilk iş olarak yasaları kendi emellerine hizmet edecek şekilde değiştirirler. Hatta bazen buna gerek duymazlar. Yürürlükteki kanuna aykırı birçok fiil işlenir, kanun açıkça çiğnenir ama iktidar sahiplerinden alınan güç ve cesaretle yasanın öngördüğü müeyyide uygulanmaz. Uzun zamandır bu halde olan kanunlardan biri de 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu. Yalnızca öğrencilerine değil, topluma da örnek olması beklenen eğitimciler bilindiği gibi DMK'ya tâbi. Ancak sosyal medyada bazı eğitimcilerin öyle paylaşımlarını görüyorum ki... İktidar partisinin gönüllü neferi edasıyla sabah akşam paylaşımlar yaparak avukatlığa soyunuyorlar. Bu durum DMK'ya açıkça aykırı ama kimin umurunda! Tabi oldukları yasanın eylemleri için öngördüğü cezadan muaf tutulacaklarına o kadar eminler ki işi Cumhuriyet düşmanlığı yapmaya kadar götürenler var.

Millî Eğitim bünyesinde karanlık zihinler yeni değil, biliyorum. Sözde eğitimci özde tarikat fedaisi biriyle ilk karşılaşmam 90'lı yıllarda eğitim gördüğüm lisede oldu. Vazifesi bize tarih öğretmekti ama yaptığı cehennemin nasıl bir yer olduğunu ve bize orada ne çeşit işkenceler yapılacağını zihinlerimize kazımak istercesine ayrıntılı bir şekilde anlatmaktı. (O kadar ayrıntıyı nereden biliyorsa!) Neyse ki okulda vazifesini bilen başka tarih öğretmenleri vardı da Cumhuriyet'in neden vazgeçilmez olduğunu öğrenebildik.
Tarikatların veya cemaatlerin Milli Eğitim dahil olmak üzere devletin tüm birimlerine sızmak için uzun vadeli hain planlarını, bu planları gerçekleştirebilmek için emperyalist ülkelerin maşası olmaya bile teşne olabileceklerini yakın geçmişte gördük, öğrendik. Ama bedelini yalnızca Cumhuriyet düşmanları değil hepimiz ödedik. 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra da başka başka tarikatların devlet içinde kadrolaştığı yönündeki iddialar devam etti. Yani tehlike devam ediyor ama kimse bir şey yapmıyor. Laikliğin neden gerekli olduğunu kavramak için aynı acıları tekrar tekrar yaşamamız mı lazım? Aynı hataları tekrarladıkça bu kez farklı olacağına nasıl inanabiliriz ki? Geleceğimiz olan çocuklarımızın zihinlerini şekillendiren Milli Eğitim başta olmak üzere devletin tüm kurumlarından tarikatların uzaklaştırılması gerektiğine yürekten inanıyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Filiz Özdemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi