YÖNETİM SORUNUNU NÜFUSTA ARAYAN ZİHNİYET

Hani, eski bir Milli Eğitim Bakanı'nın "Su öğrenciler olmasa milli eğitimi idare etmek çok kolay olurdu" şeklindeki sözü anlatılır ya.
Bu söz doğru mudur bilemem ama bugün benzeri bir şey gerçek oldu.
"İstanbul'un nüfusunu beş yıl içinde 2,5 milyon azaltacağız, belediye başkanı rahat edecek."
Ne güzel değil mi.
Nüfusu azalt, yönetimde rahat et.
Nasıl azaltılacak bilemiyorum.
Rahmetli babam bizler küçükken bir evi kiralamak için anlaşıyor ev sahibiyle. Ev sahibi son anda "Kaç çocuğunuz var?" diyor. Babam "beş" deyince "Olmadı, beş çok" diyor. Babam "Kaç olmalı*" diyor,
-İki, en fazla üç"
-Kolay, dediğin gibi düşürürüz.
-Nasıl yapacaksın?
-Fazlasını mezbahaya götürüveririz.
Adam anlıyor tabii sitemi.
-Yok, öyle demedim, sorun yok. Olsun varsın.
Babam rahmetli bu evi tutmaktan vazgeçiyor.
-İstanbul'un nüfusu kaç?
-15 milyon.
-Çok fazla, yönetmekte zorlanıyorum.
-Kaç olmalı?
-Her beş yılda 2,5 milyon eksiltilmeli.
-Nasıl eksilteceksin?
-Kolay. Mezbaha var, deprem var, yangınlar var, sürgünler var, hastalıklar var. doğum kontrolleri var. Hiçbir şey olmasa, kovar, çıkarırız.
-Yeni gelenleri ne yapacaksınız?
-İstanbul'un etrafını 20 metre surlarla çevirip, giriş noktalarına özel güvenlikçiler koyarız, kimseyi sokmayız.
-Bravooooo.
Aklıma bir şey takıldı.
Her beş yılda 2,5 milyon eksilen İstanbul'da yönetim ne zaman tam olarak rahat eder?
Bugün on beş milyon olduğuna göre, 30 yılda İstanbul sıfıra iner.
Böylece İstanbul'u yönetmek kolay olur.
Ne akıl değil mi?
Kimse demiyor ki, "Yönetemeyeceksen niye aday oluyorsun?"
Yönetici, yönetilen varsa seçilir. Yönetilecek yoksa neden yönetici seçilsin?
Bir konferansta eğitim uzmanı, konuşmacı, öğretmen ve idarecilere şunu söylemişti.
"Bize yöneticiler şikayet ediyor, şöyle sorun var, böyle sorun var, diyorlar. Arkadaşlar, sizler o sorunlar olduğu için yöneticilik yapıyorsunuz. Hiç sorun olmamış olsaydı, yönetici atamasına ne gerek kalırdı?
Evet. Çok mantıklı. O günden sonra görevimdeki zorluklarla ilgili hiç şikayette bulunmadım. Ben öğretmenim. Öğrenci varsa varım. Öğrenci eğitilmek için var. Öyleyse öğrenci bilmeyecek, eğitimsiz olacak, sorunlu olacak ki, ben de aldığım maaşı haketmiş olayım.
Şimdi bu "azaltmacı" zihniyet ülkede iktidara gelmiş olsa,
Türkiye nüfusu 84 milyon. 15 milyonda 2,5 düşürecekse, 85'te 5-6 kat gibi bir oran çıkıyor. Yani 5 yılda 12-13 milyon eksiltilebilir demek bu.
yılda 2,5 milyon.
10 yılda 25 milyon.
30 yılda 75 milyon.
36 yılda 85 milyon.
Yani, 36 yılda ülkede insan bırakmayacak ve sıfırlayacak demektir.
Ee, peki bu topraklar boş mu kalacak?
Elbet boşalan yerlere birileri gelecek.
Kim ya da kimler geleceki, getirilecek acaba?
İşimiz espiri tabii.
Ne böyle bir şey mümkün olur, ne de böyle bir şeye fırsat verilir.
Zaten sözün de öyle ciddiye alınacak bir söz olduğunu düşünemiyorum.
Dünyanın hiçbir yerinde nüfusu azaltarak yönetimsel sorunu çözme metodu yoktur. Şehir yöneticileri, şehirde yaşayanların hayatını kolaylaştırmak, sorunlarını çözümlemek için vardır. Yaşayanları şehirden çıkartmak için değil.
Ancak işin ciddi bir yanı var.
Türkiye'ye sürekli "nüfusunuz çok fazla, azaltmanız lazım" telkini yapan bir egemen dış odak olduğunu biliyoruz.
Bu sebeple ülkenin batısındaki insanlara yoğun bir doğum kontrol sistemi ücretsiz uygulandı.
Kalp ilacının bulunamadığı yıllarda doğum kontrol hapları köylere kadar elden sağlıkçılar vasıtasıyla iletildi.
Kadınlardaki doğum sonrası hastalıklardan şikayetçi olanlar için "O bizi ilgilendirmez, biz sadece doğum kontrol konusunda geldik" diyebildiler.. Finansmanı elbet dış kaynaklıydı.
Bize "Çok çocuk yapmayın" diyen heyetlerin yöneticilerinin beş altı çocuğu olduğu ortaya çıktı.
Bu politikaların sonunda ülkemizde demografik dengeler bozulmaya başladı.
Batıda nüfus azalması olurken, doğuda nüfus patlaması oldu.
Doğudan batıya göç hızlandı ve batı coğrafyasının yerli insanları azaldı, bu, doğudan batıya büyük bir nüfus akışına sebep oldu.
Onun için ayrılıkçı bir partinin genel başkanı "Bizi sadece doğuda var sanmayın. Biz ülkenin Hakkari'sinden Marmaris'ine kadar her yerde varız. İstanbul sizin değil, bizim bir kentimizdir" diyebilmiştir.
Konu buraya gelmişken azaltılacak 2,5 milyon insan İstanbul'un hangi semtinden olacak, sormak gerek diye düşünüyorum mesela, İstanbul'da çok kalan eski kadim ailelerden mi başlanacak, yoksa en son gelenlerden mi?
Konu Türkiye'deki etnik topluluklar falan değil. Herkes kendi mecrasında hayatını mutlu müreffeh yaşamalı elbette.
Ancak, kimsenin aleyhine tuzaklar kurulmamalı.
Dengeler bozulmamalı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Karakaşlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi