DİJİTAL YALNIZLIK

Kalabalık içinde yapayalnız kaldınız mı hiç? Aslında etrafınız insan doludur ancak siz o kalabalıkta yalnızsınızdır. Yavaş yavaş yalnızlaşıyor insanoğlu çevresinden kopup soyut bir gerçekliğin içine sürükleniyor.
Dijital kelimesi yalnızlık kelimesiyle kardeş gibi gelmiştir bana hep. Yeni keşifler, modernleşmenin bir göstergesi evet ancak bu denli esir almalı mı bizleri bilmiyorum… Teknolojik köleler gibi görüyorum herbirimizi.
İnsan kendini ne kadar teknolojiyle donatabiliyorsa o kadar modern ve gelişmiş hissediyor. Birinci sınıf güvenlik, parmak izli kapı, akıllı sistemle donatılmış evler, x marka cep telefonu, y marka bilgisayar, c marka klima, a marka televizyon…
Etrafımızı teknoloji ve nimetleri kuşatmış durumda. Ola ki bir gün bunlardan biri veya birkaçı arızalanırsa aman tanrım düşünemiyorum bile bizler ne yaparız. İnternet bir çökerse sonumuz geldi demektir…
Whatsaap, Instagram, selfi olmadan, sanal ortamdaki kalabalıktan like’lar almadan günü bitirmenin bir anlamı var Allah aşkına. İşte geldiğimiz durum bu; teknolojiye bağımlı sosyallikten uzak …
Ortaya çıkan yalnız insana giden yolda yapılan en büyük hata teknolojinin insan için anlamlandırılan boyutuydu. Cep telefonu icat edilirken insanın diğer insanlarla kurduğu iletişimden daha fazla menfaat temin edeceği umuluyordu. Ama öyle olmadı. Telefonun içinde kendine bir dünya kurdu insan, onunla yatıp onunla kalktı.
Büyük binalar yapıldı, güvenlik tedbirleri arttırıldı, bankalar daha fazla korundu. Sonuçta da insana duyulan güvensizlik arttı. Teknolojiye güvenilerek bazı meseleler çözülür zannedildi. Ancak bu yapılırken insanın insana olan muhtaçlığı unutuldu.
Parayı muhafaza için kurulan teknolojik bankalar, artık insanın ruhunu muhafaza ediyor. Sonraları ise sınırsız kredilerle üçüncü sayfalarda sinirli insanların hazin sonu servis ediliyor!… İnsanlar “dijital kuşatma” altında ve teknolojiye kayıtsız şartsız esir oluyor. Dijital yalnızlığa doğru kayıyor.
Değişen toplum yapılarının bir getirisi olarak teknoloji hayatımıza hızlı bir şekilde nüfuz etmiş ve sosyal ilişkilerimizin zayıflamasına yol açmıştır. Teknolojinin bu denli hayatımıza girmiş olması bazı bağımlılıklar kazanmamıza sebep olmuştur. Bireyler teknolojiye alışmış, hayatının bir parçası haline getirmiş ve artık onsuz yaşayamaz hale gelmiştir, sanal bağımlılık diye nitelendirebileceğimiz bu durum bireyleri gerçek yaşamdan koparma noktasına dahi gelebilmektedir. Yazımın başında da belirttiğim üzere toplum yapıları üzerinde önemli etkileri olan bu değişimler bireyleri yalnızlığa itmektedir. Bireyler sosyal ortamlardan koptukça sanal bağımlılıkları artmakta aynı zamanda sanal bağımlılıkları arttıkça bireyler daha da yalnızlaşmaktadır. Aslına bakılırsa bu iki durum birbirini karşılayan durumlardır. Bireyler kendilerini yalnız hissettikçe bu duyguyu giderebilmek için sanal ortama yönelebilmektedirler. Yalnızlık ve sanal bağımlılık kavramları bu denli birbirini etkilediğinden “sanal yalnızlık”, “sanal ortam yalnızlığı” kavramları önemli konular olarak gündeme gelmektedir. Bu nedenledir ki bireylerin sanal ortam yalnızlık düzeylerinin belirlenmesi ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda neler yapılabileceğine bakılması gerekmektedir. Sanal bağımlılığı belki de en yüksek nesil olan Y kuşağına ait bireyler ise şu an üniversitede olan öğrencilerin yaş aralığını oluşturmaktadır.
İnsanlar eğlence, alışveriş, iletişim vb. pek çok ihtiyacını sanal ortam üzerinden karşılamaya başlamıştır. Bireyler sorunlarını çözmek, üzüntü ve endişelerini paylaşmak, yalnızlıklarını gidermek vb. durumlarda diğer insanlarla yüz yüze iletişime geçmekten ziyade sanal ortamlar üzerinden iletişime geçmeyi tercih eder hale gelmişlerdir. Sanal alanlardaki insanlar, fiziksel davranış gösteremediği için toplumun içinde etkili olamamaktadırlar bu yüzden de sanallığın içinde çok zaman harcamasından dolayı toplumundan uzaklaşmaktadırlar. Bireyler sanal ortamlarda sınırlarını kendilerinin belirlediği, sosyal kaygılardan uzak, bir nevi görünmez halde, daha rahat ve kolay bir biçimde ilişkiler geliştirebilmekte ve gerçek yaşamda karşı karşıya kaldıkları yalnızlıklarını bu şekilde azaltma yoluna gidebilmektedirler.
Bu halinden zevk alarak ve rahatsızlık duymadan uzun süre kaldığından dolayı toplumdan uzaklaşabilir, hatta toplumu da geride bırakarak gezindiği sanal ortamdaki ilişkileri de önemsemeyerek yalnız duruma gelebilmektedir.
Dijitalleşmeyle birlikte bilinen bütün gerçekler artık rafa kalkmış durumda. Eskiden insanların yaşlandıkça yalnızlıkla büyük bir sınav verdiği düşünülürdü şimdilerde ise bu yaş ortalaması ne acıdır ki 17-30 yaş aralığına inmiş durumda.
2000’li yıllar insanların hayal gücünü bile zorlayacak dijital devrimlere sahne olmuştur. İnsan, bu inanılmaz gelişmelerin neresinde olduğunu merak etmekte ve acaba başrolde mi? Yoksa bu oyunun içinde yitip giden figüranlardan biri mi olduğunu sorgulamaya başlamıştır. Yaşanılan dijital dünya zaman, mekân ve insan ilişkilerini değiştirmiş, dönüştürmüş farklı ve anlaşılması zor bir dünyanın kapılarını aralamıştır. Şimdi sorulması gereken insanoğlunu nasıl bir gelecek bekliyor? Nasıl bir sosyal hayat? Nasıl bir kültür? Pandora’nın kutusunu açma zamanı geldi evet bu tehlikeli ve merak uyandıran dijital dünya yeni bir güç, belki de artık güçlerin en göz kamaştırıcısı, en farklısı…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kezban Selçuk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Manşet Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manşet Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Manşet Aydın, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 315 77 79
Reklam bilgi