Üretimin ülke ve dünya ekonomisi için önemi

HER ülke, insanlarının ekonomik ihtiyaçlarının karşılanmasını, karşılanan ekonomik ihtiyaçlarla sosyal ve kültürel açıdan gelişmesini, beklentiler ve yaşam döngüsünün mutlu ve cevap verilebilir şekilde biçimlendirilmesini amaç edinir.

Ülke anayasalarında temel haklar olarak ele alınan bu ihtiyaçlar, devletlerin yerine getirmesi gereken asli görevlerdendir. Devletler, her bir vatandaşının onurlu bir yaşam sürmesi için gereken tüm ihtiyaçlarını temin etmek durumundadır. Çalışma, ekonomik ve sosyal ihtiyacı, hukuk ihtiyacı, güvenlik ihtiyacı, barınma ihtiyacı, eşitlik ve adalet ihtiyacı gibi…
Tüm bu ihtiyaçların sağlanması Devlet Kurumunun organizasyonel yapısı tarafından yerine getirilir. Emniyet teşkilatıyla güvenlik, sağlık teşkilatıyla sağlık, eğitim teşkilatıyla eğitim, diğer tüm ihtiyaçlarla ilgili birimler tarafından hizmetler verilir.

Devletler, tüm giderlerini topladığı vergilerle yapar. Vergi kazançtan alınan bir paydır. Bu paylarla devlet organizasyonel faaliyetlerini yerine getirir. Diyeceksiniz ki! unuttuğunuz bir şey var, tüketimden alınan KDV, ÖTV gibi dolaylı vergiler… Hayır unutmadım! Bu vergiler tüketimden alınan vergiler. Konumuz ÜRETİM olunca, üretimle ilgili geliri önceliğe aldım. Sebebi ise; Üretim olmadan gelir olmaz, gelir olmadan tüketim olmaz. Tüketim gelire bağlı bir aktivitedir.
Üretim, İnsan ihtiyaçlarının karşılandığı bir faaliyettir. Temelde insan ihtiyaçları için yapılır. Daha sonra çeşitli konularda ve sahalarda genişleyerek devam eder. Üretim olmayan hiç bir toplum yoktur. Konu üretimin yeterliliği ve çeşitliliğiyle gelişmelerdir.
Daha iyi yaşamak, günümüz ‘üretim’ felsefesinin ana temasıdır. Daha çok kazanmak için yapılan üretim OLUMSUZ ÜRETİM olup faydadan öteye geçen bir israftır. Gelecek nesillerin kaynaklarının tüketilmesidir.

OLUMLU ÜRETİM

; Kıt olan kaynakların en iyi şekilde insanlığa sunulmasıdır.

OLUMSUZ ÜRETİM ;

Kıt olan kaynakların hunharca kullanılarak gelecekte insanlığın kullanacağı kaynakların erozyona uğratılıp para ve güç elde edeceğim diye heba edilmesidir.
Kapitalist sistemin üretim açısından eleştirel bir yanı çok yoktur. Sistem sermayeye dayalı bir sistem olup, teknolojik gelişmelerle büyük üretim gruplarının oluşmasını sağlayarak ihtiyaçların genele yayılmasını, paranın bir değer olarak alım gücü yaratılarak yurtiçi ve yurt dışı ihtiyaçların karşılıklı temin edilmesini, tasarruf ve tüketim politikaları ile ekonominin dengelenmesini, kişisel girişim ve mülkiyet edinme hakkı ve fırsat eşitliği sağlaması noktasında faydalı bir sistemdir. Kaynakları aktif hale getirerek insanlığa sunulmasını sağlamıştır. Yaşamın her alanında kolaylaştırıcı birçok makine ve teknolojiyi bizlere sunmuş, Olumlu Üretim süreçleri yaşanmıştır.
Liberalizmden doğan, gelişen ve genişleyen Neoliberalizm, olumsuz üretimi artırmış, dünyayı; kaynakların hızla tükendiği bir tüketim çılgınlığına dönüştürmüştür.
Ülkelerin en önemli sermayeleri emek (iş gücü ) ve topraktır. İş gücü (demografik yapı–nüfus ) ve toprak bir ülkenin en önemli sermaye bileşenidir. Ekonominin ham maddesi üretimdir. Tüm ihtiyaçlar üretimle karşılanmaktadır. Satın alınacak mal ve hizmet yoksa paranın ne önemi olacaktır. Para bir satın alma aracıdır ve paranın değeri üretimin gücünden gelmektedir.
O halde devletlerin yapacağı öncelikli iş ve görev; üretim alanlarının ve girişimci sayısının artırılması, üretim faaliyetlerinin genişletilmesi, geniş coğrafyaya yayılması, makine ekipman ve ham madde kaynaklarının temin edilerek destek verilmesidir.
Üretimin artırılması ve üretim seferberliği bireylerin tek başına yapabileceği bir aktivite değildir. Üretim organizasyonel bir faaliyettir.

Küresel sistem, ülkeler arası mal alım satımı faaliyetleriyle birlikte paranın satılmasını da aracılık etmektedir. Bu sistem sermaye açısından yetersiz olan ülkelerin gelişmeleri için gerekli olan sermayeyi sağlamaktadır. Buna gerek vardır. Ancak, küresel dolaşımda olan “ para “ aynı zamanda ülkelerin baskı altında tutulmasını, siyasi ve ekonomik konularda kapütülasyonlar talep edilmesini ve geleceğin ipotek altına alınması için kullanılmakta ve tabiri caizse “ Finansal terör” yaratmaktadır.
Dünya sistematik olarak, tüm ülkeler ve insanlık Olumlu Üretim faaliyetlerine ağırlık vermelidir. Ülkeler, insanlarının istihdam edileceği, emeğinin karşılığı belirli bir gelir elde ederek ihtiyaçlarını karşılayacağı çalışma ve üretim faaliyetlerini artırmak zorundadır. Ayrıca, kendi işini yapacak bireysel becerileri olan insanların girişimlerinin desteklenmesi faaliyetlerini de artırılması gerekmektedir. Yerinden kalkınmaya önem verilmeli mikro işletmeler geliştirilmelidir. Bununla birlikte kaynakların tüketimi noktasında önlemler alınmalı ve tasarruf edilmelidir.
İhtiyaçlar için üretim felsefesi inanç olmalıdır.

Dr. İsmail SERİNKAN

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Serinkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manşet Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manşet Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (256) 315 77 79
Reklam bilgi